Ana Sayfa ÖZEL HABER 27 Ağustos 2019

Tokat’ın Arka Planı: Komana

Tokat, Türkiye’nin tarihi ve kültürel açıdan en önemli şehirlerinden birisidir. Tarihi mekanları, doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri, bereketli toprakları, hoş ve latif iklimi, samimi ve mutedil insanları ile Tokat, sahip olduğu avantajlarla Türkiye’de fark yaratan şehirlerden birisidir.

7500 yıllık bir geçmişe sahip şehirde en eski insan yerleşimi Kalkolitik Çağ ile başlamış ve Anadolu’nun yazı ile ilk kez tanıştığı Tunç Çağı’nda da devam etmiştir. Tarihi çağlara Hititlerin egemenliği altında  giren Tokat; Frigler, İranlı Medler ve Persler gibi bir çok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Hellenistik dönem, Pontus Devleti, Roma ve Bizans imparatorluklarından izler taşıyan şehir, 700’lü yılların başlarından itibaren Emeviler döneminde İslam, 1074 yılında Büyük Selçuklu Devleti sultanı Melikşah döneminde ise Türk hakimiyetine girmiştir. Şehrin Danişmentliler, Türkiye Selçukluları, İlhanlılar, Beylikler ve Osmanlılarla devam eden ve günümüze kadar gelen uzun ve görkemli tarihi geçmişi bu topraklarda zengin bir tarihi ve kültürel birikimin oluşmasına yol açmıştır. Bu zengin tarihi ve kültürel miras, Tokat’ın “tarihi şehir” kimliği kazanmasında önemli rol oynamıştır. Bununla birlikte Tokat’ın sahip olduğu görkemli tarihi birikim “marka şehir” olma yolundaki çalışmalara temel bir dayanak noktası oluşturacaktır. Fakat öncelikle ve ivedilikle bu tarihi ve kültürel zenginliklerimizi yakından tanımamız, Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmamız gerekmektedir.

Günümüzün dünyasında modern pazarlama ve küreselleşmeyle birlikte devletlerin sınırları silikleşmeye başlayınca dünyada çeşitli yörelerin ve şehirlerin kendilerini gösterme imkanı ortaya çıktı. Bunun yanı sıra şehirler için özgün çıktılarını,yerleşik becerilerini, tarihi ve kültürel birikimlerini, doğal güzelliklerini ve çevrelerini internet ve sosyal medya sayesinde çok ucuza dünyaya anlatma ve pazarlama fırsatı doğdu. Şehir olarak bu fırsatı kaçırmamalıyız.

Tokat’ın tarihi ve kültürel zenginlikleri içerisinde tarih öncesi dönemlere ve ilkçağa ait arkeolojik kazı alanları ve ören yerleri önemli bir paya sahiptir.Kazılarda elde edilen paha biçilmez eserler başta Arastalı Bedesten’de yer alan Tokat Arkeoloji Müzesi olmak üzere çeşitli müzelerin nadide koleksiyonları arasında yer almaktadır.

Tarihin bir çok evresinde önemli bir konuma sahip olan Tokat’ın Hellenistik dönemdeki konumu da oldukça önemlidir. Bu dönemde Karadeniz bölgesine hakim olan Mithridatlar Hanedanlığı (M.Ö. 281-63) zamanında Tokat ve çevresinde varlığı bilinen üç “tapınak devleti” bulunmaktadır. Bunlar: Komana (Tokat),  Zela (Zile) ve Kaberia (Niksar)’dır. Bu tapınak devletleri kendilerine özgü idari, ekonomik ve sosyal yapılarıyla dikkati çekmektedirler.

Tapınak devleti genel olarak tapınağa ait kült organizasyonundan bağımsız sivil kurumların olmadığı, territorium (arazi) rahipliği, dini yönetimi tanımlamak için kullanılır. Başında bir rahibin yönetici olarak bulunduğu tapınak devletlerinin hükmettiği coğrafyada,bir de  nüfusu kontrol altında tutulan ve bu yapılanmaya hizmet eden tapınak köleleri bulunmaktadır. Rahipler egemen oldukları topraklarda bulunan tapınak kölelerinin efendisiydiler. Fakat yöneticiler bu köleleri satmaya yetkili değildiler. Tapınak köleleri muhtemelen dini ayinlerden çok devletin egemen olduğu sınırlar içindeki toprakların işlenmesi görevini üstlenirlerdi. Bu nedenle yalnızca dini işlevi olan kamu yapılarının bulunduğu tapınak devlet merkezlerinin yakınlarında devletin güvenliğini sağlamak, ekonomisine katkıda bulunmak ve tapınak kölelerine mekan sağlayabilecek sivil bir yerleşim aramak gayet normaldir. Anadolu’daki tapınak devletlerinin hemen hemen hepsinin Hellenistik dönem öncesine giden geçmişleri vardır. Yerel kültürün hakim olduğu tapınak devletleri, kendilerine has tanrılara taparlardı. Dini bir niteliğe sahip olan tapınak devletlerinde toprak, arazi ve mülk tapınağa aittir.

Tokat yöresinde bulunan tapınak devletleri içinde Komana Pontika Tokat’ın ilk şehir yerleşim yeri olması bir başka ifadeyle Tokat şehrinin ilk kurulduğu mekan olması nedeniyle oldukça önemlidir. Şehrin hemen yanı başında bulunan antik merkezde 2004 yılından bugüne kadar yaklaşık 15 yıl araştırma ve arkeolojik kazılar büyük bir titizlikle yürütülmektedir. Arkeologlar ve sanat tarihçilerinin yakın  ilgi gösterdiği çalışmalarda heyecan verici sonuçlara ulaşılmaktadır. Elde edilen son derece kıymetli tarihsel tespitler, tarihi mekanlar ve bu mekanlardan elde edilen tarihi malzemelerle ilgili bilgiler başta tüm kazılarda heyet başkanlığı yapan Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Burcu Erciyas olmak üzere çok değerli bilim insanları tarafından bilim dünyasına açıklanmaktadır. Yoğun bir emek ürünü olan bu titiz çalışmalar şehrin arka planını anlamamızda son derece etkili olmuştur.

Komana Pontika (Comana Pontica), Tokat-Niksar ve Tokat-Almus karayollarının ayrımında, Yeşilırmak (İris) kenarında yer alır. Tokat’ın kuzey doğusunda bulunan ve şehre yaklaşık 9 kilometre mesafe uzaklıkta olan Komana, Gümenek mesire alanının ve eski adıyla Gümenek bugünkü adıyla Kılıçlı Köyü’nün  yanındadır. Almus civarında Gagonda, Omala Köyü’ndeki Sermusa ve Aktepe (Bolus) Köyü civarındaki Verisa gibi karakollar Komana’nın kültürel ve idari sınırları içinde yer almaktaydı.

Komana’yı ilk keşfeden İngiliz gezgin ve coğrafyacı John Antony Cramer (1793-1848)’dir. 1830’larda bölgede yaptığı incelemelerde Gümenek’teki antik kalıntıların tarihi Komana Pontika antik kentine ait olduğunu belirtmiştir. Daha sonra bir başka İngiliz William John Hamilton (1805-1867) bölgeyi gezmiş ve gördüğü tarihi kalıntıların Komana antik kentinin yerinin saptanması için yeterli kanıt olduğunu kabul etmiştir. Bir jeolog olan Hamilton, antik döneme ait arşitav (lento), friz vb birçok klasik mimari yapı elamanına rastlandığından söz etmektedir. Üzerinde yazı ve kabartmalar bulunan söz konusu taş malzeme bugün Tokat arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte ve yazıtlardan birisinde Komana’nın adı “kutsal şehir Komana” şeklinde geçmektedir. Bir başka tarihi eser ise Pontus Krallığı zamanından beri varlığı bilinen fakat birçok araştırmacının Gümenek Köprüsü  diye adlandırdığı ve Roma döneminde yapıldığını kabul ettiği köprüdür. Günümüzde bu köprünün yerinde Devlet Su İşleri Regülatörünün temeli yer almaktadır. Bu köprüde kullanılan iki adet yazıtta Komana antik kentinin adı “Hierokaisareia” olarak geçmektedir. Romalılar döneminde antik kent bu adla anılmıştır. Hayatlarını tapınak hizmetine adamış ayrıcalıklı rahiplerin ve tapınak hizmetkarlarının yaşadığı Komana, Hellenistik dönemde sahip olduğu yarı bağımsız (özerk) statüyü Roma döneminde de sürdürmüştür. Romalılar kentteki Ma tapınağının egzotik özelliklerini oldukça çekici bulmuşlardır. Bu dönemde dini önemi azalan Komana kenti daha çok tarımsal üretimi ile dikkati çekmiştir. Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu topraklarında hızla yayılmaya başlamasıyla Komana tapınağının da hızla gözden düştüğü görülmüştür.

Tokat ve çevresinin Türk hakimiyetine girdiği dönemde Komana kentinin adı Danişmendname’de “Sisiyye” şeklinde geçmektedir. Komana ve Dokeia (Tokat) 1071 Malazgirt Zaferi’nden 30 yıl sonra 1101 yılında Danişmentlilerce ele geçirilmiştir. Danişmendname’de verilen bilgilere göre Komana oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Korunaklı bir kaleye sahip olan kentin içinden geçen nehir üzerinde büyük bir köprünün varlığından söz edilmektedir. Komana’da yaşayanların çoğunun din adamı olduğu ve birçok kilisenin bulunduğu söz konusu edilen eserde, Danşmend Melik Ahmet Gazi’nin Sisiyye ordusunu yenerek şehri İslamlaştırdığı da anlatılmaktadır. Komana’da Hamamtepe Höyüğü’nde yapılan araştırmalara buradaki yerleşimin 13. yüzyıla devam ettiğini göstermektedir. Komana’da Selçuklular dönemine kadar devam eden yerleşim zengin bir tarımsal üretimin de yapıldığını ortaya koymuştur. Prof. Dr. Burcu Erciyas’a göre günümüzde Tokat’ta yetişen tüm tarım ürünlerinin geçmişte Komana’da da yetiştirilmiştir. Erciyas, Komana’nın Danişmentli ve Selçuklu dönemlerinde zenginlerin yerleşim yeri olduğunu, burada sırlı seramik ve metal (bronz) üretiminin yapıldığını açıklamıştır.

Komana Pontika antik kentinde bulunan kutsal tapınak Romalıların “Bellona” dedikleri Tanrıça Ma’ya adanmıştır. Ma tapınağının aynısından bir tane de Kapadokya Komana’sına yapılmıştır.Komana kentlerinde Ma tapınaklarının yapımı ile ilgili ilginç bir efsane anlatılır. Bu efsaneye göre Miken Kralı Agememnon’un oğlu Orestes Pontus Komana’sında hastalanır ve Orakl’e (kahin) neyapması gerektiğini sorar. O da tapınak yaptığı takdirde iyileşebileceğini söyler. Bunun üzerine Orestes Pontus Komana’sında bir tapınak yaptırır fakat yine iyileşemez. Bu defa Kapadokya Komana’sında ikinci tapınağı yaptırır.

Ma bir doğu tanrıçasıdır. Ma’nın kelime anlamı anne olmasına rağmen özellikleri itibarıyla bir savaş tanrıçasıdır. Ma, Komana Pontika kentinde basılan sikkelerde de yer almaktadır. Bu sikkeler üstünde tanrıça genellikle giyimli ve başı ışıntaçlı, sağ tarafında yere dayadığı bir kalkan, sol elinde yukarı doğru kaldırdığı bir topuz tutmaktadır.

Antik Komana Pontika kentindeki Ma tapınağında    rahibin yanında bir de rahibe yer almaktadır. Kaynaklarda yer alan bilgilere göre Ma tapınağında üç bini erkek, üç bini kadın olmak üzere altı bin tapınak hizmetkarı (serf) vardı. Komana’da hayat boyu rahiplik yapan din adamları hizmetinde bulundukları tanrıçanın emirlerini halka bildirmek ve bu emirleri yorumlamak suretiyle hüküm sürerlerdi. Bir tapınak devleti olan Komana bir çok konuda bağımsız hareket edebiliyordu. Krala vergi ödememeleri, kaçaklara sığınma hakkı tanıyabilmeleri bu duruma örnek olarak verilebilir. Ancak bazı konularda merkezi devlete bağlılıkları devam etmiştir. Pontus Krallığı döneminde Komana Pontika’da basılan sikkelerin diğer kentlerle aynı tipte olması bunun bir göstergesidir.

Yılda iki kez tanrıça adına düzenlenen büyük festivalde (eksodos) başrahip, kralı ve soyluluğu temsilen başına diadem (antik dönemde kralların otoritelerini göstermek için başlarına taktıkları şerit biçimindeki taç veya bant) takar, protokolde kraldan  hemen sonra yer alırdı. Tanrıçanın ahşaptan yapılmış heykeli göz kamaştırıcı kıyafetler giyen rahipler ve tapınak hizmetkarlarının kortejinde çalgılı ve coşkun ilahiler eşliğinde halka gösterilirdi. Çeşitli ayinlerin düzenlendiği,  kurbanların kesildiği bu festivaller Komana’nın ticari potansiyelini ve zenginliğini arttırmıştır. Komana’da domuz eti yemek yasaktı ve kente domuz sokulmasına  da izin verilmezdi. Romalı bir şair bu ayinler sırasında kendinden geçen bazı insanların dövündüklerini ve kendilerini kırbaçladıklarını ifade etmektedir. Ma tapınağı halkın gözünde o denli kutsal ve önemliydi ki Pontus Kralı Mithradates Eupator halkı Romalılara karşı kışkırtmak için Romalıların Anadolu’ya bu tapınağı yağmalamak amacıyla sefer yaptığı söylentisini yaymıştır.

Anadolu’nun dört bir yanından gelen başta tüccarlar ve askerler olmak üzere binlerce insanın katıldığı festivaller sayesinde önemli bir ticaret merkezi durumuna gelen Komana’da, tarımdan da oldukça yüksek gelir elde edilmiştir. Kaynaklar bu gelirlerin Ma tapınağında toplandığını ve Komana’nın kimi zaman  krallığa bir banka görevi üstlendiğini ifade etmektedir. Festivallerde katılımcıların ticari hayatı görülmektedir. Bu sayede Komana büyük bir zenginliğin yaşandığı görkemli törenlerin ve şenliklerin sosyal hayatı canlandırdığı bir şehir haline gelmiştir. Strabon bu özelliklilerinden dolayı Komana’yı “küçük Korinth” olarak nitelendirmiştir. Bir antik Yunan kenti olan Korinth için “Korinth’e seyahat etmek her adamın harcı değildir.” sözü söylenmiştir. Komana’ya gelen tüccar ve askerlerin be festivalde bütün paralarını harcamaları Strabon’un böyle bir benzetme yapmasına neden olmuştur.

Komana antik kentindeki tanrıça Ma adına yapılmış olan tapınak, gri damarlı mermerden yapılmış monumental (anıtsal) ve monolitik (yekpare) sütunlarla desteklenmiştir. Tapınak ön ve arka cephelerinde dörder adet sütun dizisi bulunan Tetrastylos Amphistylos bir plana sahiptir. Komana antik kentinde çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda ele geçirilen Roma imparatorlarından Trajan (M.S.53-117), Septimius Severus (M.S.145-211) ve Caracalla (M.S.188-217)  dönemlerinde Komana’da basılan  sikkelerde dört sütunlu Ma tapınağının tasvirine de yer verilmiştir.

Tokat merkezde yer alan ve 16. yüzyılda yapılmış bir Osmanlı eseri olan Ali Paşa Cami’nin revak (avlu) kısmanda kullanılan  8 adet gri mermer sütunun Komana antik kentindeki Ma tapınağından getirilerek devşirme malzeme olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yine Tokat merkezde yer alan ve 11. yüzyıl sonlarında yapılmış olan Garipler Cami ile 13. Yüzyılda yapılan Ulu Cami’de de kullanılan çeşitli sütun, sütun başlıkları ve ayaklarının da Komana antik kentinden getirilmiş olabileceği  araştırmacılarca ifade edilmektedir. Aynı şekilde tarihsel malzemenin devşirme yapı elamanı olarak kullanımına Tokat’ın Sulusaray ilçesindeki Dutluca köyünde yer alan Malum Seyit Efendi Cami’sinde de rastlamaktayız. Bu camide ilçe merkezinde bulunan Sebastapolis antik kentinden götürüldüğü tahmin edilen üzerinde yazıların ve Hıristiyanlığa ait çeşitli sembollerin yer aldığı onlarca taştan  tarihi malzeme devşirme yapı elamanı olarak kullanılmıştır.

Konma antik kenti1800’lü yılların başlarında keşfedilmiş olmasına rağmen arkeolojik kazı  çalışmalarının oldukça geç başlatılmıştır. Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından Komana Pontika Arkeolojik Araştırma Projesi (KARP) yaklaşık 15 yıl önce 2004’te uygulamaya konuldu. Projenin amacı Komana Pontika’nın konumunu belirlemek, kentsel dokusunu anlamak ve bu önemli tarihsel zenginliği gün ışığına çıkarmak olarak belirlenmiştir. Yaklaşık 15 yıldır sabırla, özveriyle ve titiz bir şekilde yürütülen çalışmalarda yavaş yavaş belirlenen hedeflere ulaşılmakta olunduğuna şahit olmaktayız. Araştırma ekibine göre çalışmaların uzunca bir süre devam edeceği ifade edilmektedir.

Gümenek Hamamtepe Höyüğü’nde 2004 yılında yapılan yüzey araştırmaları sırasında ilk etapta Komana’nın yaklaşık 2 kilometrelik bir alana yayılan kent yerleşimi ve territoriumunda (devlet toprakları) yer alan erken Tunç Çağı’ndan başlayan küçük yerleşmeler tespit edilmiştir. Antik kent, Osmanlılar döneminden erken Tunç Çağı’na kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsamaktadır.Kazı çalışmalarında kentin dış surlarından başlayarak Osmanlı Devleti, Danişmendliler, Bizans ve Roma imparatorlukları, Hellenistik dönem, Asurlular, Hititler, Frigyalılar ve Kimmerlerin bölgedeki varlıklarının, elde edilen buluntularla ve gün ışığına çıkarılan tarihsel mekanlarla kanıtlanması amaçlanmaktadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izinle Komana’da ilk kazı çalışmaları 2009 yılında başlatılmıştır.Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Burcu Erciyas başkanlığında Gümenek mesire alanı  ve Yeşilırmak yakınında bulunan Hamamtepe Höyüğü üzerinde kazı çalışmalarına başlanmıştır. Kazıda Hamamtepe’nin son kullanım evresini temsil eden Geç Bizans/Selçuklu dönemine ait işlikler ve yerleşimi çevreleyen sur duvarlar ortaya çıkarılmıştır. Bazı alanlarda Roma dönemine tarihlenebilecek seramik parçalarına rastlanmıştır. Kazılarda çok sayıda bronz sikke, bol miktarda özellikle sırlı seramik, çok miktarda hayvan kemiği, demir parçaları (çivi, kilit parçaları ve diğer inşaat malzemeleri), cam, kemik, metal ve pişmiş toprak objeler ile bir adet sütun parçası ortaya çıkarılmıştır.                                                                                          2010 yılında da kazı çalışmalarında Roma dönemine ait altıgen havuz veya çeşme açığa çıkarılmıştır. Bu kazılarda Selçuklu tabakalarının altına inilerek Bizans dönemi tabakalarına ulaşılmıştır. 2012 yılında yapılan kazılarda ise Hamamtepe Höyüğü’nün en üst noktasındaki büyük yapı kompleksi 280 metrekarelik bir alanın  kazılması sonucu açığa çıkarılmıştır. Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Deniz Burcu Erciyas, Hamamtepe Höyüğü’nün Ortaçağ Anadolusu’nda sıklıkla görülen bir yerleşim kalesi olabileceğini belirtmektedir.

2013yılında  yürütülen kazı çalışmaları sonucunda özellikle Komana’da Ortaçağ hakkında daha geniş ve detaylı bilgiler elde edilmiştir. Komana’nın merkezini oluşturan Hamamtepe’nin kullanım evreleri çeşitlenmiştir. 2014 yılında ise antik kent yerleşiminin merkezinde yer alan ve Hamamtepe’nin batı bölümündeki yerleşimi çevreleyen savunma duvarı ve iç ve dış bölümündeki yapısal kalıntıları kapsayan alanda devam ettirilen kazılarda sırasıyla Osmanlı dönemi konut ve işlik evresi (16-17. yüzyıl), Danişmentliler dönemi konut ve işlik evresi (12-13. yüzyıl), Orta Bizans dönemi kilise ve mezarlık evresi (11-12. yüzyıl) ve Erken Bizans evresi (5-9. yüzyıl) olmak üzere dört evre tespit edilmiştir.Böylece özellikle günlük yaşam ve üretime dair materyal kültürün elde edilerek incelenmesi Anadolu’nun Ortaçağ döneminin aydınlatılması için oldukça önemlidir. 2015 ve 2016 bölgede devam ettirilen kazılarda antik kentin çeşitli evrelerinden yeni bulgular elde edilmiştir. Komana kazıları günümüzde de devam etmektedir. Bu çalışmalarda arkeoloji biliminde Türkiye için yeni yaklaşımlar ve teknolojik uygulamaların da kullanıldığı görülmektedir. Bu konuda Erciyas Hoca danışmanlığında Ortadoğu Teknik üniversitesinde 2014 yılında yaptırılan “Arkeolojik Kazıların 3D Sayısallaştırılması Komana Pontika’da Fotoğraf Bazlı Modelleme Yaklaşımı” konulu yüksek lisans tez çalışması ilginç bir örnek oluşturmaktadır.

Komana antik kentindeki arkeolojik kazılardan elde edilen tarihi malzeme Tokat Arkeoloji Müzesi’nde oluşturulan Komana teşhir vitrininde sergilenmektedir. Bu çalışmalara destek olması ve Tokat’taki tarihi ve kültürel zenginliğe yönelik farkındalığın arttırılması için Tokat İl Kültür Turizm Müdürlüğü ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi işbirliği ile 2017 yılı Mayıs ayında “Tokat’ın Antik Kentleri” konulu sempozyum düzenlenmiştir. Antik kent, çeşitli evrelerinin gün yüzüne çıkarılmasından sonra tabela ve bilgilendirme levhaları hazırlanarak ziyarete açılması planlanmaktadır.Tokat tarihi ve kültürü için son derece önemli bilgilerin ve tarihi malzemenin elde edilmekte olduğu bu mekanın biran önce ziyarete açılarak geniş kitlelerce tanınması, şehrin tanıtımı ve ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır. Tokat’ta yaşayan bireyler olarak bizlere düşen görev bu ve bunun gibi tarihi mirasımıza sahip çıkmak, tanımak ve tanıtmaktır. Komana antik kentindeki çalışmalarında görev yapan başta kazı heyeti başkanı Burcu Erciyas hocamız olmak üzere herkese teşekkür ederiz.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil