Ana Sayfa GÜNDEM 22 Nisan 2019

Üç Devir Bir Adam: İbni Kemal

Mehmet Ülkü’nün Kaleminden…

Şehir ile medeniyet arasında sıkı bir ilişki vardır. Şehirler tarihsel süreçte kültür ve medeniyetlerin doğduğu geliştiği ve büyüdüğü mekanlardır. Hatta şehirlerle ontolojik bir ilişkisi olan medeniyetlerin söz konusu şehirlerin yok olması ile çöktüğüne tarih boyunca tanık olmaktayız.

Her şehrin kendine özgü bir tarihi ve bu tarih içerisinde nesilden nesile aktarılan kültürel bir mirası vardır. Tarihi süreçte insanlığın şehirleri kurması,  mevcut olan ortak değerlerin ve kültürel mirasın muhafazasını simgeleştirmiştir. Bu itibarla dünya üzerindeki şehirler sahip oldukları birikimlerinden ve kültürel zenginliklerinden dolayı benzerlerinden çok farklı bir görünüm ortaya koyarlar.  Bunun doğal bir sonucu olarak şehirler farklı bir kimlik kazanır ve bu kimlik onları geleceğe taşır.

Tokat günümüzden yaklaşık 7500 yıl öncesine uzanan geçmişi ile tarihi bir şehirdir. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde erken dönemlerden itibaren Türk- İslam şehri kimliği kazanan ilk yörelerden birisidir. Şüphesiz bu gelişmede yöreyi fetih ve imar edenler kadar o yörenin manevi mimarlarının da önemli bir rolü vardır. Arap kültüründe eski bir söz vardır: “Şerefü’l mekân bil mekin.”  Bir beldenin şanı şerefi orada yaşayan insanlardan gelir. Bu itibarla şehr-i Tokat, manevi mimarlarının, ilim ve fikir adamlarının oluşturduğu iklim ile Anadolu kentleri arasında müstesna bir yere sahiptir.

Tokat Selçuklular devrinde Anadolu’nun altıncı büyük kentidir.  Anadolu Selçuklu sultanlarının ilme verdiği değer Konya, Kayseri, Sivas, Tokat, Erzurum gibi şehirleri ön plana çıkarmış, bu merkezlerde yetişen bilim adamları Anadolu’da ilmin gelişmesine önemli katkıda bulunmuşlardır.

“ALİMLER KONAĞI, FAZILLAR YURDU VE ŞAİRLER YATAĞI TOKAT…”

Tokat, Osmanlılar döneminde de ticari öneminin yanı sıra ilim ve fikir hayatının canlı olduğu bir şehirdir. Tokat’ta doğan İlim ve fikir adamlarının yanı sıra, İslam dünyasının farklı bölgelerinden gelen ilim erbabı Tokat’a yerleşerek burada irşad faaliyetleri yürütmüşlerdir. Tokat’ta Mehmet Emin Tokadî, Molla Hüsrev, Molla Lütfi, Hayrettin Tokadî gibi nice İlim ve fikir adamları yetişmiştir. Şehrin ilmi ve kültürel havasından etkilenen Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Tokat için “Alimler konağı, fazıllar yurdu ve şairler yatağı” demiştir.

Hiç şüphe yok ki Tokatlı ilim adamları içerisinde Kemalpaşazade’nin (İbni Kemal) oldukça önemli bir yeri vardır. Asıl adı Ahmet bin Süleyman bin Kemal olan İbni Kemal, II. Beyazıt’ın lalası olan büyük babası Kemal Paşa’ya nispetle İbni Kemal veya Kemalpaşazade olarak anılır. 1469 yılında Tokat’ta doğmuştur. Babası Süleyman Çelebi’dir. II. Beyazıt’ın Amasya’da şehzadeliği sırasında muhafızlığını yapan komutanlardan birisi olan Süleyman Çelebi, 1478 yılında Tokat Sancak Beyliği görevine getirilmiştir. Annesi ise İran’dan Anadolu’ya gelen ve Tokat’a yerleşen Fatih dönemi kazaskerlerinden Küpelioğlu Muhittin Mehmet’in kızıdır. İbni Kemal’in İbrahim Çelebi ve Safiye Hatun adlarında iki çocuğu vardır.

Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen İbni Kemal, Amasya ulemasından dersler aldı ve ilmini derinleştirdi. Osmanlı Devleti’nde, önce askerlik mesleğinde görev aldı. Ancak katıldığı bir mecliste Tokatlı Molla Lütfi’nin gördüğü itibardan etkilenerek ilmiye sınıfına geçmeye karar verdi. Dönemin önde gelen ilim adamlarından dersler aldı. Hocalarından birisi yine bir başka Tokatlı bilim adamı Molla Lütfi’dir. Kemalpaşazade’nin ilmiye sınıfındaki ilk görevi Edirne’de medrese müderrisliği yapmasıdır. Bu sırada kendisine Türkçe bir Osmanlı tarihi yazma görevi verildi. “Tevarih-i Âli Osman” adıyla yazdığı 10 ciltlik eserine verdiği isim daha sonra yazılacak olan Osmanlı tarihine ait birçok eserin ortak adı olmuştur.

Yavuz Sultan Selim devrinde Anadolu kazaskeri olan Kemalpaşazade bu görevde iken katıldığı Mısır seferinde padişahtan büyük itibar görmüştür. Mısır’ın ele geçirilmesini takiben uzunca bir süre Kahire’de kalınması devlet erkânında ve askerler arasında rahatsızlığa neden olmuştur. Ancak hiç kimse bu durumu padişaha söylemeye cesaret edememiştir. Bir gün Yavuz Sultan Selim Kemalpaşazade’ye “Mısır’da ve asker arasında neler oluyor?” şeklinde bir soru yöneltti. Kemalpaşazade; “Sultanım dün Nil kenarında iki askerin şöyle bir türkü söylediklerini duydum” der ve şu dörtlüğü söyler:

Nemiz kaldı bizim mülk-i Arabda

Cihan halkı kamu ayş û tarabda

Nice dururuz biz Şam û Haleb’de

Gel ahi gidelim Türk illerine

YAVUZ MISIR’DAN AYRILMAYA KARAR VERİYOR…

Bu sözlere bir cevap vermeyen Yavuz, birkaç gün sonra Kemalpaşazade’ye “Tokatlı Molla Lütfi hocanızmış, ilim ve irfanı yüksek değerli bilim adamı iken katline sebep ne oldu?” diye sorunca Kemalpaşazade; “mevkîdaşlarının hasedine uğradı, düşmanları çekemediler, katline sebep oldular.” diyince: Yavuz: ”Molla Lütfi şakacı biriymiş, öyle şakalar yaparmış ki; duyanlar gerçek zannederlermiş. Siz de üstadınız gibi öyle şakalar yapar mısınız ki gerçek zannedilsin.” dediğinde Kemalpaşazade: “Biz geçen gün sıramızı savdık şimdi sıra padişahımızdadır.” cevabını verir. Bunun üzerine Yavuz: “Yoksa geçen gün askerlerin ağzından söylediğiniz türkü öyle bir şaka mıydı? Yani askerin ağzından siz mi uydurdunuz?” sorusu üzerine Kemalpaşazade: “Evet doğrusu padişahımızın buyruğu gibidir.”der ve bir süre sonra Yavuz Mısır’dan ayrılmaya karar vererek İstanbul’a hareket eder.

Mısır Seferi dönüşünde padişahın yanında yolculuk eden Kemalpaşazade’nin atının ayağından sıçrayan çamurun padişahın kaftanını kirletmesi üzerine, Yavuz Sultan Selim ona dönerek; “Üzülmeyiniz, âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için süstür, övünme sebebidir. Vasiyet ediyorum, bu çamurlu kaftan vefatımdan sonra kabrimin üzerine örtülsün” demiştir.

Kemalpaşazade, Osmanlı ilim çevrelerinde ilmi kudretinden dolayı El muallimü’l-evvel, İbni Sina’yı Rum lakaplarıyla anılan, saygınlığı ve ilmi otoritesi giderek artan mümtaz bir şahsiyettir. Bu nedenle devlet yöneticileri Onun fikirlerine, tavsiyelerine ve görüşlerine oldukça itibar etmişlerdir. Özellikle Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı Devleti’nin Doğu politikasının şekillenmesinde önemli katkıları olmuştur. Kemalpaşazade aynı zamanda Osmanlı kanunnamelerinin hazırlanmasında, arazi hukukunun gelişiminde önemli rol oynamıştır.

Kanuni devrinde Zembilli Ali Efendi’nin 1526 yılında vefatından sonra şeyhülislamlık makamına getirilen Kemalpaşazade, bu görevde iken 1534 yılında vefat etti kabri İstanbul’dadır. Ölümü için tarih düşürülen ” İrtihale’l ulûmu bi’l Kemal” (Kemal ile birlikte ilimler de öldü.) ifadesi onun ne derece değerli bir şahsiyet olduğunu göstermektedir.

422’YE ULAŞAN ESER SAYISI…

Kemalpaşazade çeşitli konularda Türkçe, Arapça ve Farsça yazılmış çok sayıda eser vermiştir. Bazı araştırmacılara göre eserlerinin sayısı 422’ye ulaşmıştır. Yazdığı eserler ile ömrü karşılaştırıldığında yaşadığı her gün için 20 sayfa eser verdiği söylenir. İbni Kemal hukukçu, kelamcı, tarihçi, fakih ve şeyhülislam olmasının yanı sıra 16. yüzyıl divan edebiyatının önemli şairlerinden birisidir. Berceste adını verdiğimiz öğüt niteliğinde darbımesel haline gelmiş kıta ve beyitleri vardır. Bunlardan birkaçı şöyledir:

Kısmetindir gezdiren yer yer seni             Arşa çıksan akıbet yer yer seni           

Sakla kurt enciğin derin oysun                                                                                                                       Besle kargayı gözlerin oysun   

Kıl iyilik suya at, bile balık                                                                                                                                      Balık bilmezse bilir anı Halik

KEMALPAŞAZADE İSMİ TOKAT’TA ÖN PLANA ÇIKARILMALIDIR

Kemalpaşazade Tokat’ın yetiştirdiği en önemli ilim adamlarından birisidir. Askeri alanda Tokat için Gazi Osman Paşa ne derece önemli bir değer ise ilim alanında da İbni Kemal aynı derecede bir değerdir. Bu değerimizin Tokat’ta yeteri kadar tanınmadığını düşüyoruz. Son yıllarda Tokat yöresindeki ilmi ve kültürel zenginliklerin ortaya çıkarılması konusunda Gaziosmanpaşa üniversitemiz bünyesinde çok değerli çalışmalar yapılmaya başlamıştır. 2013 yılında değerli hocamız Profesör Dr. Kadir Özköse’nin gayretleriyle düzenlenen “Tokat’ın Yetiştirdiği İlim ve Fikir Önderleri” konulu panel,  2018 yılında yine Gaziosmanpaşa üniversitemizin düzenlediği “Geçmişten Günümüze Tokat’ta İlmi ve Kültürel Hayat Uluslararası Sempozyumu” yine çeşitli tarihlerde yapılan Tokat sempozyumları, bu alanla ilgili akademisyenlerin çalışmaları, hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezleri bir nebze de olsa bu alandaki boşluğu doldurmuştur. Tokat’ta geçmişten günümüze uzanan ilmi ve kültürel birikimi ortaya koyabilmek için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır.

Kemalpaşazade ismi Tokat’ta daha çok ön plana çıkarılmalıdır. İsmini bir iki okul ve camiye vermekle yetinmemeliyiz. Osmanlı Devleti’nde üç padişah devrine tanıklık etmiş olan Kemalpaşazade, bize göre çok daha fazla ilgiyi hak etmektedir.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil