Ana Sayfa GÜNDEM 22 Nisan 2019

Gündüz Gezgin, Gece Hekim: Prof. Dr. Celil Göçer

Sayın Vekilim, aslında size Hocam mı Vekilim mi diye hitap edeyim diye tereddüt geçirdim. Siz nasıl hitap edilmesini tercih edersiniz?

Ben yıllarca Celil Hoca olarak anıldım. Hekim ve Hoca olmaktan hep gurur duydum. Vekillik te aynı şekilde onurlu bir görev. Türkiye’nin tarihinde, kültüründe çok müstesna bir odak olan, alimler ve fazıllar şehri Tokattan vekil olmak, bu şehre dair sorumluluk üstlenmek çok özel bir gurur. Vesilenizle beni iki dönem vekilleri olarak seçen tüm hemşerilerime şükranlarımı arz etmek isterim. Vekil seçildiğimde kendi kendime bir söz verdim. Vekil olmak büyük bir sorumluluk, aynı zamanda adı üstünde, bir vekâlet, geçici bir süre için verilmiş bir görev yani. Hiçbir müessesede kalıcı vekâlet diye bir kavram yoktur. Hayatın doğal akışına uygun değil. Kendime verdiğim söz: Vekillik sürem bitince hemşerilerimin huzuruna çıkacağım, gözlerinin içine bakarak;  siz bu kardeşinize güvenip vekil yaptınız; ben de bu güveninizin karşılığında çalıştım, memleketimize şu, şu hizmetleri yaptım, şunları uğraştığım halde yapamadım diye emaneti teslim edeceğim, helalleşeceğim sözüdür. Kendime verdiğim bu sözü tuttum, çok huzurluyum.

Sorunuza biraz uzun bir cevap oldu ama demem o ki vekillik geçici bir görevdir, bir meslek değildir. Siyasetin meslek olarak icra edilmesi büyük bir yanlıştır, Türkiye’ye yapılacak bir kötülüktür. Hocalık ve vekillik meslek ve sanattır, kalıcı olan budur. Aslima rücu ettim diyebilirim yani.

Peki Hocam o zaman, vekillik mi güzel, hekimlik mi diye soralım.

Bu soru benim için güncelliğini hiç yitirmiyor. Milletvekilliğim süresince ve sonrasında dost meclislerinde en sık muhatap olduğum soru bu oldu. Vallahi verdiğim cevabım hep aynı: İkisi de aynı ve ikisi de çok güzel. Ben hekimlik yapmaktan çok mutlu oldum, halen de büyük bir haz almaktayım. Vekillik görevimde de büyük mutluluk duydum ve severek yaptım. Şunu söyledim hep, ben vekilliği de hekimlik gibi görüyorum, aynı disiplinle yaptım. Görev ve sorumluluk olarak benzer işler olduğunu düşünüyorum zaten. Hekimliğin bir fen bilimi olduğu kadar sosyal bir alan olduğu bizim mesleğin felsefi tartışma konularından birisidir. Yani iki uğraşın da öznesi insan. İnsanı biyolojik, manevi ve sosyal bir değer olarak anlamadan iyi hekim olmak mümkün değildir. Siyasetçi de insana aynı gözle bakmalıdır. Yani insanı anlamadan siyasette başarılı olmak mümkün değildir.

Hekimlik nosyonunda öncelikle insanın sağlık durumunun devamı için, hastalandırmamak için uğraş verirsiniz. Hastalandığı zaman da tetkik eder, hastalığı teşhis eder, tedavisini düzenler ve takip edersiniz. Bu bir meslek formasyonudur. Siyaset mekanizması da, insanın ve toplumun onurla, haysiyetle, huzur ve güvenlik içinde yaşaması için gereken şartları oluşturmak için çabalar. Sorun çıktığında da çözümleme yapıp çare üretir ve takip eder. Yani benzer bir formasyon vardır. İkisinin odağında insanın değeri vardır.

Milletvekilliği göreviniz bittikten sonra tekrar hekimlik yapmaya başladınız. Zor olmadı mı Hocam, neler hissettiniz?

Aksine çok kolay oldu. Hekimliğin yanı sıra üniversitedeki akademik çalışmalarım da devam ediyor.  Hastaların duası kabul olur derler. Hastalarımın içinden hocam biz sana çok dua ettik diyenler oluyor. Ne diye dua ettiniz dediğimde, hoca bize geri dönsün diye dua ettik diyorlar. Ömür boyu çalışmak istemiyorsanız sevdiğiniz işi yapın diye bir söz vardır. Allah’a şükürler olsun ben yaptığım işlerin hepsini severek yaptım. Şimdi de bazı günler sabah 6’ da ameliyatlara başlıyorum. Hastanın şifasına vesile olmak tarifi mümkün olmayan güzel bir duygu. Vekillik sürecimde de bir projeyi takip edip sonuçlandırdığımda aynı duyguyu yaşadım.

Peki Hocam milletvekilliği çok yoğun iş yükü olan bir görev. Kendinizi boşlukta hissettiğiniz oldu mu?

Doğru söylüyorsunuz, vekilliğin mesaisi süresi yok, bir görev tanımı yok. Milletvekili ne iş yapar? Her işi yapar. Demokratik sistem içinde vatandaş size oy vererek vekil seçince her türlü işine vekil tayin ediyor. Bundan şikayet etme, gocunma hakkınız da yok. Çünkü birincisi biz oy isterken, her durumda bize ulaşabilirsin her işinle ilgileneceğiz diye sözleşiyoruz vatandaşla. İkincisi size güveniyor, size müracaat ediyor, bu güven de çok değerli, hakkını vermek lazım. Sözün özü, buyurduğunuz gibi yoğun bir görev. Bir de bizim vekillik süreci Ülkenin ve Dünyanın sarsıntılı süreçlerine tanıklık yaptı. On beş temmuz darbe teşebbüsü gibi dünyanın gördüğü en alçak hadisesini yaşadık. Nerdeyse her ay bir şehidimiz oldu. Sorumluluk mevkinde biri olarak şehit anne- babasını bağrınıza basmak, teselli etmeye çalışmak kolay iş değil. Her yıl bir seçim yaşadık. Her gün onlarca misafiriniz, yüzün üzerinde telefon görüşmeniz oluyor, böyle bir yoğunluk işte. Bu yoğunlukta yüksek bir enerjiyle çalışıyorsunuz.

Hayat boşluk kabul etmez. Enerjinizi, zamanınızı siz doldurmalısınız. Ben de hastalarımdan ve akademik çalışmalarımdan vakit buldukça yıllardır aklımda olan bir hevesimi gerçekleştirdim.  Tokat’ ta lise yıllarımda kırmızı bir mobiletim vardı. Tokat’ın Kazova’nın her karışını gezerdim mobiletle. Kazgölü’ ne, mesire yerlerine, köylere giderdik arkadaşlarımla. Ankara’ya Hacettepe Tıp Fakültesi’ne gelince bırakmak zorunda kaldım motosikleti. Ancak aklımın bir köşesinde kaldı hep. Üniversite, uzmanlık, akademik kariyer, siyaset derken hep yoğun koşuşturma içinde fırsat da olmadı. Yirmi dört haziranda aday gösterilmeyince fırsat bu fırsat dedim. Gittim bir motosiklet aldım. Bir anlamda gençliğe dönüş gibi oldu benim için. Şimdi görenler Hocam vekillikten sonra gençleştin sen diyorlar.

Hocam siz sakin görünüşlü birisiniz, motosiklet tutkusu deyince durakladım biraz. Tehlikeli değil mi yani iki teker. Eskiler şeytan icadı derler.

Söylüyorum ya enerjinizi bir yerlere vermeniz lazım. Kontrolsüz enerji tehlikeli bir şey. Sakin görüntümün altında sanırım yoğun bir enerjim var. Motosiklet bunun için harika bir araç. Diyorlar ki yahu araba varken niye motosiklet? Ben de diyorum ki at Türk’ün kanadıdır. Eski zamanda olsa ata binmeyecek misiniz? Motosiklet insanın tabiata dönüşü, tabiatla bütünleşmenin bir aracı bence. Bir kere otomobil ile gidemeyeceğiniz yaylalara, köy yollarına gidebiliyorsunuz, kamp yapıyorsunuz. İkincisi otomobil içindeyken tabiatı beş duyudan sadece görme duyusu ile algılıyorsunuz, bir kabin içindesiniz. Ama motosiklet sırtında iken, görüyor, kokluyor, rüzgarı hissediyor, toprağın üstünde gittiğinizi farkediyorsunuz. Bir türlü keşif yaşıyorsunuz. Bütün duyularınız ve algılarınız çalışıyor. Dikkatiniz ve konsantrasyonunuz üst seviyede olmak zorunda. Motosiklet üzerinde hata yapma lüksünüz yok.

Vekillik göreviniz bittiğinde eşinizin ve çocukların tepkisi nasıl oldu?

En çok onlar mutlular bu durumdan. Bir de hastalarım tabi. Vekilliğimde aileme ayıramadığım vakti telafi etmeye çalışıyorum. Büyük oğlumda motosiklete binmeye başladı. Kızım da arkama binip gezmekten çok mutlu oluyor. Birlikte nitelikli vakit geçirmek çok önemli. Bir an bakıyorsunuz bu çocuklar ne zaman büyüdüler kazık kadar oldular diyorsunuz. Aileyle geçirdiğiniz vakti ıskalamamak lazım. Motosiklet tutkusunu onlara da bulaştırdım sanırım.

Hocam çok teşekkür ederim.

Ben çok teşekkür ederim. Milli İrade gazetemizin başarılı olmasını, hayırlı hizmetler yapmasını silerim.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

‘EYVALLAH’I OLAN VALİ…

‘EYVALLAH’I OLAN VALİ…

Hazır Site by Uzman Tescil